• Günlük

    Ah şimdi…

    Zaman zaman durup, ne yapıyorum ben? ne işim var burada? dediğiniz oluyormu? Benim bazen oluyor.. Sonra da “ahhh keşke şimdi…” ile başlayan cümlelerim uzayıp gidiyor. Bazen tam bir toplantının ortasında, pencereden vuran güneş ile kendime geliyorum. Konuştuklarımıza bakıyorum, kimbilir kaçıncı kez aynı şeyleri konuştuğumuzu, harcadığımız zamanı, hiçbir yere varmayan muhtemelende asla ortak bir noktada buluşulmayacak o tartışmaları düşünüyorum. Sonra ah şimdi diyorum; şimdi güneş parlarken böyle gökyüzünde, denizi yanıma alıp yürüsem… yürürken denizin kokusu içime dolsa… pencerenin aralığından aklımı çalan o güneş içimi ısıtsa… tüm bunlar uzak bir anı olarak kalana kadar, anlamını yitirene kadar yürüsem… Bazen çıkan sorunun, herhangi sebepten yetişmeyen ürünün, bir önceki partiyi tutmayan renklerin hatalarının peşinden koşarken, birden ne…

  • Sevdiğim Şiirler

    Özletiyor seni bu yağmurlar…

    Ne zaman birkaç gün üst üste yağmur yağsa, aklıma takılır, dilime dolanır hemen bu şiir. Neredeyse bir haftadır aralıksız yağmur yağınca İstanbul’da işte yine geldi yerleşti aklıma… Henüz dinlemediyseniz ve sizin olduğunuz yerde de yağmur yağıyorsa; sıcak bir kahve alıp camın önüne geçmenizi, bu şiiri ve daha başkalarını Peter Gabriel’in Passion ile Giora Feidman’ın Viva el Klezmer’inden seçilmiş fon müzikleri eşliğinde, Ahmet Telli’nin kendi sesinden dinlemenizi de öneririm.