• Gezi Yazıları,  Lezzet Durakları

    İzmir Notları

    Sağda solda İzmir görüntülerini görünce ah ah dediğimi, özlemimin depreştiğini görünce fark ettim ki; araya biraz zaman, biraz özlem girsin derken İzmir’de geçirilen o bir haftanın üzerinden iki hafta daha geçmiş. Zaman hızlıca akıp gitmiş! Bu arada ben etkinlik yazılarına dalıp gidince, İzmir tariflerinin de zamanı da gelip geçmiş bile… Baştan söyleyim, aslında bunların bazıları tarif bile değil, tarif olanlar da İzmir tarifi değil belki, ama ben İzmir de yediğim için bana göre İzmir tarifleri bunlar ona göre 🙂 İzmir’e giderken daha yolda, o bahsettiğim uzaklarda kaybolmuşken, kafamı otobüsün camına dayayıp İzmir’de neler yapacağımı hayal ederken birden fark ediyorum ki, sevdiklerimi görmek dışında yapılacaklar listemin en üst maddelerin de hep yemek içmek var.…

  • Günlük

    İzmirliyiz, Özetle Arızayız!

    Ne oluyor anlamıyorum. Burnuma en sevdiğim yemeğin, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusunun gelmesi gibi birden her yer İzmir kokuyor, içime bir İzmir özlemi doluyor. Sonra, her zamanki gibi ani bir kararla bilet bakarken buluyorum kendimi ve yine İzmir’e kalan günleri saymaya başlıyorum. Nedir bu İzmir’in özelliği? İnsanın kanına bu derece işlemesi… İzmirli olmayanlar, İzmir’de yaşamamış olanlar bilemez, anlayamaz sanırım bu tutkuyu. Ama yolunuz kesiştiyse İzmir’le hayatınızın bir köşesinde, bir daha unutmanız mümkün değil bence kesinlikle… Bilmiyorum! Benim tüm anılarım, çocukluğum, gençliğim, üniversite yıllarım, sevdiklerim hep orda olduğu için mi bu tutkum? Yoksa herkes için mi, bir başka acaba İzmir? Bu kadar çok şeyimi orada bırakmasam yinede sever miydim? Özler miydim acaba bu kadar…

  • Günlük,  Ordan Burdan...

    Sessizliğin ardından…

    Uzun zaman oldu sesim sedam çıkmayalı farkındayım. Yine tatilin affına sığınacağım, arkasına saklanacağım sanırım. Benim tatiller böyle oluyor. 3 günlük tatilin konsantrasyon kaybı bir haftamı etkiliyor. Gitmeden 3 gün önceden başlıyor heyecanı, eh dönüştede en az 3 gün adaptasyon süreci. İşte gitti bitti on gün 🙂 Küçük bir kaçamak yakalamışken 29 Ekim’de, İzmir’de aldım yine soluğu. İzmir yazın son demlerini yaşarken, yazdan çalma günler yaşadım özlediklerim ile, İstanbul’daki kışa inat. Yavaş yavaş batırdım güneşi, keyifle ve sukunetle, İstanbul’daki kargaşa ve koşuşturmacaya inat. Hal böyle olunca, yazmak nerede kaldı? unuttum gitti…

  • Ordan Burdan...

    İzmir’i Özledim!

    Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben!!!. Simite gevrek deriz biz… Çekirdeğe çiğdem. Kordon elektrik aleti değildir. Kumru da kuş değildir bizim için… Yengen’i yeriz. Sen sigorta dersin… Biz asfalya deriz. Uzatmayız… Gidiyom geliyom deriz. Domates dediğin, domat işte. * Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 60’ar 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız; gece 3-4 gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur bu arada, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır…