• Gezi Yazıları

    İtalya Anıları – Roma-5

    Roma’da değil 4 gün 4 hafta kalsam gezmek görmek istediklerimi bitirebilirmiyim bilmiyorum ama günlerimiz kısa olduğu için San Pietro ve Vatikan’ı gördükten sonra görülecek yerler listesini bir kenara bırakıp sıra biraz da şehrin ruhunu yaşayabilmek için sokaklarda salınmaya gelmişti. Yol bizi kendiliğinden Tiber nehrinin kenarına ve üzerindeki 20 köprüden biri olan Sant’Angelo (Melekler) köprüsüne getirdi.

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları – Roma-3

    Ne İtalya’ymış ama! 7 günlük geziyi 7 aydır anlatmayı bitiremedim ben 🙂 biraz tembellik ettim haklısınız. Ama yazmak için rahat bir zamanım olsun, hiçbir ayrıntıyı atlamayım derken uzun zamandır hiçbir haftasonu evde oturmayınca, neredeyse ne yazacağımı unutur hale geldim İtalya hakkında. Neyseki fotoğraflar, aldığım notlar var ve ben bu kez kesin kararlıyım, yeni bir tatilden önce her ayrıntıyı bitirme konusunda. O yüzden dönüp en son yazımı okuyorum ve uzatmadan kaldığım yerden devam ediyorum işte. Hatırlarsanız, kalabalığın akışına ve şehrin ritmine kendimizi kaptırmış yürürken Roma’nın arnavut kaldırımlı sokaklarında, en son Aşk çeşmesine para atıp, Panteon’un sütunlarıyla bile büyülenme kısmında kalmıştım, Roma’daki ilk gecemizde… Şimdi fotoğraflara bakıyorum da, işte o küçücük meydanın ortasında bir süre…

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları – Roma-2

    Biz Roma turumuza ancak akşamüstü İspanyol Merdivenlerinden başlayabildiğimiz için, daha ilk durağımızda acıkmıştık 🙂 İspanyol Merdivenlerindeki klasik fotoğraf faslının ardından hemen yemek yiyebileceğimiz bir yer bakmaya başladık. Ve Piazza Di Spagnanın yakınında küçük meydandaki restaurantlardan birini gözümüze kestirip menüde ne var ne yoksa sipariş ettik. Fakat sanırım açlıktan olsa gerek yediklerimizi fotoğraflamak ancak sıra tatlılara geldiğinde aklıma gelmiş. Bu yüzden yemekten aklımda kalanlar sadece; Profiterol bizimkilerden çok farklı olmasada, Tiramisu her şehirde hatta neredeyse yediğimiz her rastaurantta birbirinden ve Türkiyeden çok farklıydı. Bol köpüklü cappucinolar ise her yerde tatlıların vazgeçilmez eşlikçisiydi. Karnımızıda doyurduktan sonra sıra Roma sokaklarında keyifle salınmaya geldi. Kalabalığın akışına ve şehrin ritmine kendimizi bırakıp sanki tarihte bir yolculuğa çıkmış gibiydik.…

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları – Roma-1

    İtalya’da son durağımız Roma’ydı. İtalya’ya gidip Venedik’ten etkilenmemek mümkün değil ama ben Roma’yı da çok beğendim. Bir şehir merkezinin, dahası bu kadar canlı yaşayan bir şehrin tarihinden hiçbirşey kaybetmeden duruyor olması, yeniyle eskinin birbirinden ayırt edilemez bütünlüğü gerçekten görülmeye değer bence. Roma’ya gideceklere gezilecek yerlerden önce ilk tavsiyem, seçtikleri otelin şehir merkezine yada metro’ya yakın bir mesafede olması. Biz kalacağımız yerleri tur ile ayarladığımız için bizim otelimiz burda da şehrin biraz dışındaydı. Merkeze ulaşımımızı önce tramvay ile Termini denen merkez istasyona burdanda gideceğimiz yere metroyu kullanarak gerçekleştirdik. Ama akşam dönüşlerde tren saatleri sorun olduğu için genelde taksi kullandık. Fakat taksi Türkiye’ye nazaran oldukça pahalı. Bu yüzden ilk başta biraz fazla para vererek otelin…

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları-Pisa

    Uzun bir ara oldu, üzerinden uzun zaman geçti son İtalya yazısından beri ama İtalya anılarımızla devam ediyorum. İtalya’daki 3. günümüzde Montecatini bölgesinde kalıyorduk. Ve Tura göre bu günü serbest zaman olarak değerlendirilebilir yada düzenlenen ekstra turlar ile Pisa ve Siena turlarına kişi başı 100 Euro gibi bir rakam vererek katılabilirdiniz. Biz her zamanki gibi ekstra turlara karşı olan bir grup olarak, tüm tur boyunca yaptığımız gibi bu ekstra turada katılmadık. Bir araba kiralar kendimiz gideriz nasılsa diyerek 4 kişilik bir macereya atıldık. Otelde ve etrafta araba kiralayabileceğimiz bir yerler sorduktan sonra, şansımıza hiç İngilizce bilmeyen bir “rent a car” bulduk 🙂 Yaklaşık yarım saatlik bir uğraşın sonunda sözlük ve evrensel beden dili sayesinde…

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları-Floransa

    İtalya’da ki 2. günümüzde Leonardo da Vinci, Michelangelo ve Dante Alighieri gibi isimlerin yetiştiği ve yüzyıllardır Rönesansın Merkezi olarak bilinen Floransa’daydık. Toskana’nın yuvarlak tepelerinin ortasında yer alan ve Arno Irmağı tarafından ikiye bölünen Floransa, coğrafi bakımdan İtalya’nın hemen hemen tam merkezinde bulunmaktadır. Biz 2.gün Sabah erkenden Venedik’ten ayrılıp , 2-3 saatlik bir otobüs yolculuğunun sonunda öğlen saatlerinde Floransa’ya vardık. Ve Floransa turumuza, Floransa’ya tepeden bakan, Michelangelo Tepesinden başladık. Tüm şehri ayaklarınızın altına seren bu tepe kesinlikle tura başlamak veya bitirmek için en güzel nokta. Floransa’dan ayrılmadan önce, bir kez de buradan seyredilmeli mutlaka. Ayrıca burası fotoğraf çekmek için de en güzel noktolardan biri, çünkü uzaktan görünen yapılar o kadar büyük ki, yanına gittiğinizde…

  • Gezi Yazıları

    İtalya Anıları-Venedik

    Sürekli ertelemelerim ve yazmamak için kendime bahaneler uydurmalarımın sonucunda aradan uzunca bir vakit geçti ama; Turun olumsuzluklarını anlattıktan sonra, asıl şimdi uzun uzun İtalya’nın güzelliklerinden bahsetmek gerek. Çünkü tüm olumsuzluklara rağmen bence inanılmaz etkileyici bir ülkeydi. Bu kadar turist yoğunluğuna rağmen şehirlerin temizliği, tarihin korunması ve bütünlüğün bozulmamış olması bile benim için yeterliydi. Bizim ilk durağımız Venedikti. Gece saat 1-2 civarı Venedik havalimanına inip, şehrin dışında Treviso denen bölgedeki otelimize yerleştik. Sabah kahvaltımızın ardından önce otobüs ile yarım saat ve ardından venedikte bolca bulunan “Vaporetto” denilen tekneler ile 15-20 dakikalık seyahatin ardından Venedik’e vardık.