• Etkinlik,  Mutfaktan Haberler,  Ordan Burdan...

    İlk ve Son Yarışmam; Benim ÖZSÜT Pastam

    Bu yazıları sıcağı sıcağına yazmayı başarsam süper olacak aslında ama geç yazmak hiç yazmamaktan iyidir diyerek ilk adam akıllı vakit bulduğumda oturdum başına.. Aslında yazmayı planladığım hatta katılmayı planladığım bir yarışma bile olmamasına rağmen gelişen olaylar, bana bunu bir blog yazısı haline getirme zorunluluğu hissettirdiği için nasıl başlasam bilmiyorum bu sefer yazıma. En iyisi ben en baştan anlatayım nasıl katıldım bu yarışmaya ve neden yazıyorum bu yazıyı, sonrasına siz karar verin bakalım haklı mıyım, haksız mıyım bunları yazmakta.. Bundan belkide 3-4 ay önceydi ilk kez Özsüt’ten bu sene 3.sünü düzenledikleri Pasta Yarışması ile ilgili duyuru mailini aldığımda.. Hergün gelen sayısız “Basın Bülteni” gibi bunu da okuyup sildim mi yoksa okuyucularımdan katılmak isteyen olur…

  • Günlük,  Ordan Burdan...

    Hayatın Ta Kendisi Lokantası Gülben’e konuk oldu :)

    Çarşamba günü akşamüstü ofiste bir toplantı sırasında telefonum çalmaya başladı. Arayan bizim kızlardan Tümay. Toplantı çıkışında ben ararım nasılsa diye telefonu meşgule çevirdim ama daha bir dakika geçmeden tekrar aynı isim belirdi telefonun ekranında.. Bir kere daha no’ya basmamım ardından telefon tekrar çalınca önemli birşey olabilir diyerek açtım telefonu. Acil bir konu değilse toplantıdayım Tümaycım” diyerek başladım konuşmaya. Tümayın cevabı, “aslında konu acil! yarın TRT 1’e Gülben’e çıkar mısın?” oldu. Eh toplantının ortasında bu kadar ani bir gelişme karşısında ne kadar şaşırdığımı tahmin edersiniz sanırım. Ben daha yarın mı? nasıl olur ki? ne yaparım? falan diye gevelerken, sevgili Tümay “olur olur yaparsın sen, ben telefonunu veriyorum.” diyerek kapattı telefonu 🙂 Ve 2-3 dakika…

  • Ordan Burdan...

    İzliyorum.. Okuyorum.. Dinliyorum..

    mmm diye uzar gider bu liste 🙂 Bu aralar çok yazamıyorum işler yoğun falan diye sürekli bahaneler buluyorum ya, aslında bunun en büyük suçlularından biri de Facebook olabilir diye düşünüyorum son günlerde. Neden derseniz, aklıma ne gelse, ne yapsam o an şurada pat diye paylaşıyorum ve hemen cevap alıyorum ya sizlerden, iste onu çok seviyorum 🙂 Ama orada herseyi o anda kısacıkta olsa paylasınca da biriktirip anlatacak ve blogda yazacak birşeyler bulamıyorum galiba. Bu yüzden de benim postların arası açılıyor gibi hissediyorum. Elbette son zamanlarda pek sık mutfağa girmemem ve bir süredir buranın çehresini değiştirmek için derin düşünceler içerisinde olmamamın da ufak payları olabilir ama.. Bu seferde başka birşeye atladım evet ve neymiş…

  • Ordan Burdan...

    Koca Nasıl Pişirilir?

    Bu akşam yine bir tarif var mutfağımızda ama alıştığımız tariflerden biraz farklı bu sefer ki 🙂 Az önce bir okuyucumdan bana gelen maile göre bu satırlar 1800’li yıllarda yazılan Yankee Kitchen Cookbook isimli bir yemek kitabının ön sözlerinden alınmış. Her ne kadar bu seferki tarif bana ait olmasa da okur okumaz yüzümde kocaman bir gülümsemeye sebep olan bu tarifi sizlerle de paylaşmadan geçemedim.

  • Ordan Burdan...

    Bayramınız Kutlu Olsun…

    Tatlı yiyelim tatlı bir bayram geçirelim diyerek birkaç bayram tarifi vermek, uzun bir bayram yazısı yazmak istiyordum aslında ama İzmir’de öyle güzel bir hava, özlediğim o kadar çok şey var ki… elim bir türlü gitmedi yine yazı yazmaya. Bu yüzden eskilerden sevdiğim bir fotoğraf ve kısa bir bayram tebriğim var bugün sadece sizlerle birlikte.. Umarım bu bayramı sizde bizim gibi sevdikleriniz ve özledikleriniz ile birlikte çifte bayram yaşayarak geçirirsiniz. BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN. İzmir dönüşü görüşmek üzere… Sevgiler 🙂

  • Ordan Burdan...

    Reklam dediğin bu mudur?

    Aslında ben pek televizyon seyretmem, film falan demiyorum ama bildiğiniz kanallardan bahsediyorum. Hatta şu an düşünüyorum da, seyretmeyi her geçen gün daha da az seviyorum sanırım. Yok! Bunu entel görünmek için söylemiyorum, varmak istediğim konu bambaşka 🙂 Her zamanki gibi bilgisayarımı kucağıma almış, bir yandan blogları okuyup bir yandan da bu gece birşeyler yazsam ama hangi tarifi yazsam diye düşünürken, gözüm reklamlara takıldı. Aslında takılmadı daha ziyade takılmaya mecbur bırakıldı denebilir çünkü gayet normal hatta neredeyse sessizce arka fonda izlediğiniz bir programın reklama girmesiyle evde öyle bir gümbürtü kopuyor ki dikkatinizin kaymaması imkansız. Tam kanallar bunun ilgi çekici olduğunu mu düşünüyor acaba? ne antipatik diye bir yandan söylenip bir yandan kumandayı ararken, bu…

  • Günlük,  Ordan Burdan...

    Sessizliğin ardından…

    Uzun zaman oldu sesim sedam çıkmayalı farkındayım. Yine tatilin affına sığınacağım, arkasına saklanacağım sanırım. Benim tatiller böyle oluyor. 3 günlük tatilin konsantrasyon kaybı bir haftamı etkiliyor. Gitmeden 3 gün önceden başlıyor heyecanı, eh dönüştede en az 3 gün adaptasyon süreci. İşte gitti bitti on gün 🙂 Küçük bir kaçamak yakalamışken 29 Ekim’de, İzmir’de aldım yine soluğu. İzmir yazın son demlerini yaşarken, yazdan çalma günler yaşadım özlediklerim ile, İstanbul’daki kışa inat. Yavaş yavaş batırdım güneşi, keyifle ve sukunetle, İstanbul’daki kargaşa ve koşuşturmacaya inat. Hal böyle olunca, yazmak nerede kaldı? unuttum gitti…

  • Ordan Burdan...

    MUTLU Bayramlar :)

    Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlenceler ve tatlı sürprizler olsun… Tatlılar olsun, kazandibi, tarçınlı kurabiyeler, elmalı kekler, şekerli kahveler…. Görüşmek için telefonlaşmalar olsun. Buluşmalar olsun,kavuşmalar olsun… “Biz” olsun; “Ben” olmasın. mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın veee bir kere söylensin yeter olsun. En önemlisi SEVGİ olsun…  AŞKolsun…  daha n’oolsun… ŞEKER BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN 🙂

  • Ordan Burdan...

    Sevgiyi Yaşamak ve Yaşatabilmek

    Bugün ne benden bir tarif, ne de benden bir yazı var. Bu sefer, okuyucularımdan birinin benimle paylaştığı bir yazı var. Okuyup beğendiğim ve sizinle de paylaşmak istediğim bir hikaye… Güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle… Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. “sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir” diye düşündü. zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti. Alaycı bir ses tonuyla: – ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu. – hayır çikolata parası lazım! Bülent’in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor…