Bir aralar Prag yazısı yazmaya başlamıştım ben sanki, hayal meyal hatırlıyor gibiyim.. Ama sonra, her zamanki gibi araya sayısız tarif girip onu bir kenarda unuttum evet.

Fakat artık havalar iyiden iyiye ısınıp insanın canı ne yemek yemek ne de mutfağa girmek istemediğine göre bu aralar gezi yazılarına ağırlık vermenin zamanıdır değil mi?

Şimdi gelelim Prag’daki 2.günümüze.. Daha önceki yazılarımdan hatırlasanız biz Prag’a zaten 3 günlüğüne gitmiştik. Buna rağmen ilk günkü şehir turumuzun sonunda görmek istediğimiz çoğu yeri görmüştük. Bu tarz gezilerde tarihi yer gezmektense genelde halkın içine karışmayı, onların yaşam tarzlarına ve kültürlerine göz atmayı seven bir grup olduğumuz için Prag’daki 2.günümüzü kliselerin içerisini dolaşmak yerine, ara sokaklara girip çıkmaya, fotoğraf çekmeye, etraftaki kafelerde oturmaya ve hediyelik eşya dükkanlarını dolaşmaya ayırmıştık.

Sabah kahvaltısının ardından, hafiften parlayan güneşe rağmen bizim pek alışık olmadığımız dondurucu bir soğuk eşliğinde sokaklarda yürümeye başladık. Daha önce ki İtalya gezimizde edindiğimiz tecrübeler sonucunda bu sefer merkezi bir otel seçmiştik ve Prag’ın merkezinde neredeyse her yer yürüyüş mesafesinde olduğu için herhangi bir araca binmeye hiç ihtiyaç duymadık.

DSC_0009-1 DSC_0005-1

Prag denilince ilk akla gelen şeylerden biri olan astrolojik saat kulesi şehrin tam kalbinde olduğu için, Prag’da yürürken sanırım tüm yollar bir şekil bir şekilde bu meydana çıkıyor. Bu yüzden bizim de ister istemez yine ilk durağımız burası oldu. Tam meydana vardığımızda çanların çalmasına ve İsa’nın 12 havarisinin geçmesine 5 dakika kaldığı için saatin başı yine çılgın bir turist kalabalığı ile kaplıydı. Havarilerin geçişini bir de gündüz gözüyle izlemek için bizde kalabalık gurubun arasına karışıp mümkün olduğunca yaklaşmaya çalıştık saate. Her ne kadar kalabalıktan fotoğraf çekmeye fırsat bulamasakta daha önce hikayesini okuduğumuz gösteriyi bir kere daha izledik.

Peki neymiş bu saatin olayı derseniz, aslında internette her yerde rastlamak mümkün ama bir de ben yazayım;

Eski Şehir (Old Town) meydanındaki bu meşhur saati, 15.yy sonlarında Charles Üniversitesi’nde profesör olan Hanuş Usta yapmış. Amacı, Kutna Hora şehrindeki Kemikli Kilise’de olduğu gibi insanlara bir mesaj vermekmiş. “Herkes bir gün geldiği yere geri dönecek yani elbet bir gün toprakla özleşip ölecek!”

Saati yapar yapmaz dünyanın en önemli adamı haline gelmiş. Kral’dan daha fazla adı duyulmaya başlamış çünkü, Avrupa’nın her yerinden insanlar Prag’a sadece ve sadece saati görmeye geliyormuş. Zamanla Hanuş Usta’ya başka ülkelerden de teklifler gelmiş, fakat Hanuş usta bu teklifleri reddetmiş. Zamanla bu teklifler Kral’ın kulağına kadar gitmiş ve Kral, Hanuş Usta’nın saati başka bir yere de yapmasını önlemek için onun gözlerine mil çektirmiş. Kör olan Hanuş Usta da kendini saatin mekanizmasına bırakarak intihar etmiş. Asıl amacı saati bozmakmış ve saati bozarak intikamını almış. Saati 50 yıl kadar çalıştıramamışlar, daha sonra başka bir saat ustası onarmış.

Hanuş Usta’nın saati, Güneş’in, Dünya’nın ve Ay’ın konumlarını gösteren astronomik bir saattir. Saatin dış tarafındaki rakamlar İbranice’dir. Hanuş Usta, (saati Eski Şehir Meydanı’na yaptığından, meydanın bir paraleli de Yahudi mahallesi olduğundan) Yahudilerin nüfusunun fazla olduğu bir bölgede onları ezmemiş, onlara da bir jest yapmıştır.

PC050292 PC050293

Saatin etrafında 4 tane kukla vardır. Bu kuklalar insanlara neleri yapmamaları gerektiğini anlatır. Soldan en baştaki, elindeki aynayla kendine bakar; “kendini beğenmişliği” sembolize eder. Onun yanındaki kukla, elinde altın torbası olan bir Yahudi’dir; “cimriliği” sembolize eder. Bir yandaki kukla ise iskelettir; “yaşama karşı isteksizliği” anlatır. Sonuncu kukla, elinde mandoline benzer bir müzik aleti bulunan ve Türk’e benzetilen adam da; “gece hayatına ve sefahate düşkünlüğü” anlatır. Kısacası bu kuklalar, kendini beğenmiş, cimri, yaşama karşı isteksiz ve sefahate düşkün olmayın der.

Saatin altında da insanlara yapmaları gerekenleri anlatan 4 kukla vardır. Bu kuklalar da, bilime, adalete, astronomiye ve eğitime önem verme konusunda bizleri uyarır.

Her saat başı, İsa’nın 12 havarisi de pencerenin önünden geçerek ufak bir gösteri yapar. Horozun ötmesiyle gösteri biter.

Bir süre yürüdükten ve saat gösterisini izledikten sonra gün içinde sık sık yaptığımız gibi ısınmak ve sıcak birşeyler içmek için bir kafe bulduk. Her ne kadar Prag bira şehri olsa da biz kışın gittiğimiz için tadına bakmak dışında çok canımız çekmedi açıkçası. Gün içinde hem sıcak olduğu için, hem hepimiz kahveyi sevdiği için hem de internet olduğu için mola yerlerimiz genelde Starbucks’lar oldu. Standart küçük bir kahve molasının ardından yollar bizi bu sefer bir gün önce şehrin ışıkları ile karanlıkta görebildiğimiz Charles köprüsüne getirdi.

DSC_0173-1 DSC_0185-1

Önce köprüyü ve köprünün üzerinde büyük bir ihtişamla uzanan kliseyi uzaktan seyrettikten sonra yine hedefimiz Charles köprüsüydü. Rehberlerin anlattığına göre, Karl (Charles) köprüsü  üzerinde bulunan çok sayıdaki heykelden bazılarının efsanevi özelliği varmış. İnanışa göre ayağınızın ve elinizin aynı anda dokunacağı altın rengindeki metal parçalar sizin dileğinizin gerçekleşmesini sağlıyormuş. Başka bir inanış da heykelin sizin tekrar Prag a gelmenizi sağlaması imiş… Biz henüz tekrar gidemedik ama bir kere de baharda görmek istiyoruz bu masalsı şehri.

Tekrar Prag’a gelişimizi de garanti altına aldıktan sonra :) üzerinde sağlı sollu heykeller, hediyelik eşya satanlar, resim ve müzik yapanlar ile dolu köprüyü bir de gündüz dolaşıp, biraz alışveriş yaptık.

Peki Prag’dan ne alınır derseniz, burada cam eşyalar ve kristaller ile kuklalar çok meşhur. Kristaller çok pahalı olduğu için biz hiç bulaşmadık ama kuklalar ve ahşap bulmacalardan almayı ihmal etmedik. Kuklaların fiyatları boylarına göre değişiyor. Sanırım 5 euro civarından başlayıp artıyor. Bunun dışında ahşap bir sürü hediye seçeneği mevcut. Biz minik bir pinokyo, kalem süsleri ve elbette her gittiğimiz yerin değişmez anısı magnetlerden aldık.

Ben ıvır zıvır istemem diyenler için hediyelik olarak alabilecekleri alkol çeşitleri de mevcut. Çek’lerin ünlü likörü Becherovka, yada birçok ülkede satışı yasak olmasına rağmen Prag’da yasal olan ve Van Gogh’un kulağını kesmesine sebep olduğu iddia edilen Absinthe de değişik birer hediye alternatifi olabilir.

DSC_0314-1 DSC_0293-1

Biz Prag’a özel hediye ve hatıra konusunu hallettikten sonra son durağımız her gittiğimiz şehirde değişmez duraklarımızdan biri olan Hard Rock Cafe idi. Eski Şehir’de Astronomik Saat kulesine çok yakın olan Hard Rock Prag’ı ziyaret etme zamanımız geldiğinde akşam yemeği zamanımızda gelmişti. Önce Prag tişörtlerimizi alıp çeşit çeşit çek biraları eşliğinde 2.gece akşam yemeğimizi burada yedik. Hard Rock Cafe’ler hakkında bilgi almak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

Yemekten sonra bir süre daha her sokak başında satılan sıcak şaraplarımız elimizde, noel zamanında olduğumuz için panayır alanında toplanan kalabalık arasında dolaştık. Kendine has değişik bir havası olan, insanı sanki bir masaldaymış gibi hissettiren bu şehrin sokaklarının tadını çıkarttık.

Sonuç olarak Prag için söyleyebileceğim, gerçekten görülmesi gereken büyüleyici bir şehir. Yemek içmek konusu Avrupa’nın kalan birçok yerine göre oldukça ucuz ve her damak tadına uygun yiyecekler bulmak mümkün. Biralar neredeyse sudan daha ucuz ve çok çeşitli. Kendisi kışın çok soğuk olmasına rağmen insanlar sıcak kanlı. Şehir merkezden başlayarak Prag 1, Prag 2 gibi bölgelere ayrılmış. Bu yüzden otelinizi seçerken hangi bölgede olduğuna bakarak merkeze uzaklığını anlayabilirsiniz. Küçük bir şehir olduğu için eğer merkezi bir yerde kalırsanız neredeyse her yerine yürüyerek ulaşmanız mümkün. Ama bunun dışında biz hiç kullanmasakta metro oldukça yaygın. Kışın gidecekseniz, kesinlikle Noel zamanı gitmenizi tavsiye ederim. Zaten kendinizi bir masal şehrinde gibi hissedeceğiniz bu yerde ki kocaman Noel ağaçları ve ışıl ışıl görünüm bu duyguyu tamamlayacak..

Fotoğrafların kalanına buradan ulaşabilirsiniz.

Trivago ile Pragdaki otel fiyatlarini karsilastirabilir ve online rezervasyon yapabilir, tüm otel yorumlarini okuyabilirsiniz. Trivago sistemi 140 adet bilinen online rezervasyon web sitelerinin(Booking.comHotels.com, Venere, Expedia ve Ahtapot gibi) fiyat oranlarini karsilastirir ve en uygun otel fiyatini bulmanizi saglar.

 

 

Tags: , , , , , , , , , , ,