Şu tarifi de yazayım sonraki yazım kesin gezi üzerine olacak diye diye ben İtalya anılarını yazmaya başlayalı bir yılı çoktan doldurdu.. Hatta üzerine yazılacak paylaşılacak başka iki ülke daha eklenmesine rağmen ben bir türlü İtalya hakkında söyleyeceklerimi bitiremedim. Belki de İtalyayı çok sevdiğimden bitsin istemedim :) Ama hazır şimdi uzun uzun yazacak zamanım varken İtalyayı bitirmek, Prag ve Paris ile ilgili kendimce notlarımıda sizinle paylaşmak istiyorum.. Yine tariflere dalıp gider arayı çok uzatırsam beni uyarın lütfen olur mu?

*** Fotoğrafların üzerine tıklayarak büyük hallerini görebilirsiniz. 

Roma’da en son nerede kaldık hatırlamıyorum. Belki diğerlerinden ve gezi rotamızdan kopuk bir yazı olacak bu ama yolunuz düşerse tüm bir gününüzü ayırmanızı tavsiye edeceğim San Pietro klisesine ve Vatikan’a ayırıyorum bende bu yazımı..

800px-St_Peter's_Square,_Vatican_City_-_April_2007

Öncelikle Vatikanın en yüksek binası olan San Pietro Klisesinini görmeye gittiğinizde daha kiliseye yaklaşmadan kiliseyle aynı adı taşıyan meydanda hayran hayran bakınmaya, mimariye uzak yakın bir ilginiz olmasa bile bu nasıl bir mimari bu nasıl bir dizayn demeye hazırlanın bence. Bizim gibi benim mimariyle hiç alakam yok ben anlamam bu işlerden diyorsanız bile, özellikle Türkiye’de böyle büyük meydanlara alışık olmayan bizler için Bernini’nin bir kavis üzerinde uzayıp giden 284 traverten sütunu, 88 yarım sütunu ve azizleri temsil eden 140 heykeli sizleri de büyüleyecektir kesinlikle.

IMG_7003

Meydana geldiğinizde klise için beklemeniz gereken sırayı görünce moraliniz bozulmasın. Çünkü sıra size geldiğinde ortasında ikiz çeşmelerin ve aynı zamanda bir güneş saati olan Mısır dikilitaşının bulunduğu, 11 yılda  1667 yılında tamamlanan bu meydanı izlemeyi bitirememiş olacaksınız gönlünüzce.

 

IMG_7004 IMG_7010 IMG_7005

O uzun kuyruğu beklemeyi göze aldığınızda sıranın sonunda ise sizi Roma Katolik kliselerinin en büyüğü ve en ihtişamlısı bekliyor. 60.000 kişi kapasiteli olan kilise 16.yy’da Papa Julius II tarafından yaptırılmış. Bugünkü durumuna üç yüzyıl süren onarım ve değişen papalar ile birlikte mimarların çatışan fikirleri ile şekil değiştirerek gelmiştir. Bu Kilise hristiyanlığın en eski, en büyük ve en kutsal kilisesidir. 12 asırdır varlığını korusa da Rönesans’la birlikte kilise yerle bir edilmiş ve yerine yenisi inşa edilmiştir. Kilisenin her köşesi ayrı bir ihtişam örneği olsa da buraya dair bana en ilginç gelen notlardan biri içerisindeki 13. yy.dan kalma bronz St. Peter heykelinin ayağı, burayı ziyaret eden milyonlarca kişi tarafından öpülerek aşınmış olması sanırım.

IMG_7090 IMG_7081 IMG_7096

San Pietro Meydanını ve Kilisesini gezdikten sonra Vatikan için tekrar sıraya girmeden etraftaki pizzerialardan birinde önce kısa bir dinlenme ve yemek molası vermenizi öneririm.

IMG_7116 IMG_7117 IMG_7118

Çünkü neredeyse her mevsim Vatikan önünde oldukça uzun bir kuyruk uzanıyor ve bazen girmek için saatlerce beklemeniz gerekebiliyor. İçeride ise sizi Vatikan’ın 7 km’yi bulan koridorlarında 8 müze, 5 galeri, Borgia Daireleri, Raffaello Odaları ve Sistina Şapeli bekliyor.

IMG_7121Hıristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan Vatikan dünyanın nufus ve yüzölçümü olarak en küçük ülkesi. Ayrıca İtalya’nın tüm haklarından yararlanabilen fakat kendi bayrağı ve egemenliğe sahip ayrı bir devlet. Zengin sanat koleksiyonlarına ve hazinelere ev sahipliği yapan Vatikan’ın bunlardan daha ilgi çekici özelliği ise gizemi sanırım. Söylentilere göre Vatikan da bir kural vardır. “Vatikan da öğrenilen sır öbür dünyada bile açıklanmaz.” Sırları açıklayan olursa kendilerinin ve nesiller boyunca ailelerinin can ve mal güzenliği kalmaz. Çünkü Vatikan inanılmaz sırları olan gizli geçitleri, gizli ve kuvvetli ilişkileri, çözülemeyen şifreleri olan bir yerdir. Ve bu şöhretini de ne olursa olsun sırlarının saklanmasına borçludur.

IMG_7038

Vatikanın kapılarını İsviçreli muhafızlar bekliyor ve istedikleri an kimlik denetimi yapabiliyorlar. Bu muhafızların rengarenk olan üniformalarını ise Michelangelo cizmiş ve o zamandan bugüne kadar hiç değişmemiş.

Ayrıca bu zengin sanat koleksiyonlarının yanında Vatikan’ın serveti asla tam olarak açıklanmıyormuş Bir çok kuruluşa,bankaya,TV kanallarına…vs olan ortaklığı bilinsede hep az kazandığındam şikayeten eden Vatikan aslında dünyanın en zengin ülkelerinden biriymiş. Küçük bir not daha.. her giren turistin 18 Euro gibi bir rakam ödediği ve önünde hergün kilometrelerce kuyruk olduğu düşünülürse zengin olmama gibi bir ihtimali yok zaten sanırım :)

IMG_7148 IMG_7138 IMG_7150

Yine o uzun kuyruğu bekleyip 18 Euroyu’da vermeyi göze aldıktan sonra girişte alacağınız haritayla ilginizi çeken kısımlardan başlayarak gezebilirsiniz Vatikan müzelerini. Özellikle içinde Mısır koleksiyonunu bulunduran Antik Sanat bölümü ve elbette Sistina Şapeli kaçırmamanız yerlerin başında.

IMG_7158 IMG_7160
IMG_7234 IMG_7244 IMG_7299

İçerisinde fotoğraf çekmenin yasak olduğu şapelde insanoğlunun hikayesi üç bölümde anlatılmış. Adem’den Nuh’a kadar; Yasanın Musa’ya verilmesine kadar ve İsa’nın doğumundan Son Yargı’ya kadar. Yirmi yılı aşan restorasyon çalışmaları sonucunda orjinal renklerine kavuşturulan freskler gerçekten tek kelimeyle muhteşem ve kalabalık resimlere reğmen benim gibi resimden anlamayan birinin bile Michelangelo’nun tavan ve son yargı resimlerinin etkisini hissetmesi mümkün. Tavanın ortalarına doğru baktığınızda ise insanın yaratılışını betimleyen o ünlü işaret parmağını görmek mümkündür.

800px-Creation_of_Adam

Tüm resimleri incelemek ve hepsinin bir bütün olarak üzerinizde yaratacağı etkiyi hissetmek için o kalabalıkta mümkün olursa şapelin çıkışına yakın bir bankta kendinize bir köşe bulmanızı ve oturarak incelemenizi tavsiye ederim.

IMG_7124 IMG_7308