Makarna Salatası

İzmir hakkında yazdıklarım ve her yerde ballandıra ballandıra İzmir’i anlatmam yüzünden, son günlerde İstanbul’un bana gıcık olduğu gibi bir düşünceye hatta inanca kapılmıştım. Durduk yere bu düşüncenin nereden gelip yerleştiğine gelicek olursak, aslında orası biraz uzun bir hikaye…

IMG_0069

Bir İzmir’li olmamdan deniz ve güneş ile ilgili düşüncelerimi tahmin edersiniz sanırım. Yılın 8 ayı yaz olan, tertemiz bir plajda denize girebilmek için sadece 45 dakika yol gitmen gereken, dolayısıyla her haftasonunun tatil sayıldığı bir şehirden gelip, 1 hafta tatil hakkın olunca insan biraz özlüyor denizi ve tatili, o küçük kaçamakları, arada nefes almayı… Hele ilk sene yeni bir iş moduyla tatil yapamayıp geçen sene ki hakkımızı da gezelim görelim kültürlenelelim modunda geçirince bu sene artık bıçak kemiğe dayandı. O yüzden bu sefer daha kıştan hazırlanıp, “hep yemek yapmakla olmuyor, bir de bu yediklerini harcamak gerek canım” bahanesinin de arkasına saklanarak hem spor yaparım hem de yazın yüzer güneşlenirim diyerekten uzun araştırmalarımın sonucunda bir salon bulup yazılmıştım.

İlk başlarda spor falan iyiydi de, asıl amacım olan yüzme dahası güneşlenme olayı için 23 Nisandan beri sayıklayınca işin tadı biraz kaçtı. [İzmir takvimine göre 23 Nisan bizde denize ilk girme mevsimi kabul edilir hadi bilemedin en geç 19 Mayısta hala açılış yapmamış olursan çok ayıp olur çünkü :) ] Ama nerdeee, baktım haziranın ortası gelmiş ben hala güneşe ayağımı bile çıkaramamışım. Ne zaman hafta başından tamam ben bu haftasonunu güneşlenip kitap okuyarak geçiricem desem, bütün hafta yakıp kavuran sıcakların ardından güneşin g si bile görülmüyor haftasonunda, hatta abartıp sular seller götürüyor İstanbul’u. Eh hal böyle olunca da ister istemez bu İstanbul kesin bana gıcık oluyor paranoyalarına kapılıyorum tabiii :) Gerçi sonunda bu haftasonu şeytanın bacağını kırdım galiba. Sabah uyanıp arada bir bulutlanıp kararan havayı görünce biraz umutsuzluğa kapılsamda, ne olursa olsun gidicem diye inat ettim ve ben kazandım. Sonunda barış imzalıyoruz gibi İstanbul’la ve İstanbul’un havasıyla… Hatta bayağ bayağ sevmeye başladım kendisini ama o başka bir yazının konusu olsun :)

Bunlarıda aslında güneşlenirken tembellik etmeyim, bu ara hiç yazı yayınlamıyorum suçluluğuyla yazdığım için başlıktan çok alakasız bir yazı ve sonuna tarif eklemek anca nasip olduğu için yine arası çok açılmış bir yazı olmuş ama neyse. İdare edicez artık

Ve konuyu bağlayıp bu kadar güneş, deniz, tatilden bahsetmişken sıcakta yenilebilecek serin bir tarif ekliyorum sonuna. Aslında adı salata ama, bu seferkinin sıcaklar dışında kilolara da iyi geleceğini pek sanmıyorum. Hele makarna ve yoğurdu birarada bulunca benim gibi dayanamayıp abartanlardansanız…

Malzemeler

  • 1/2 paket mini midye makarna
  • 1 ufak havuç
  • 1 patates
  • 1 çay bardağı bezelye
  • 1 çay bardağı mısır
  • 6-7 adet kornişon
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 1-2 yemek kaşığı mayonez
  • 2 diş sarımsak
  • 1/2 demet dereotu
  • Tuz

Makarnayı bol su ile çok hamurlaşmamasına dikkat ederek sevdiğimiz lezzette haşlıyoruz. Suyunu süzüp soğumasını bekliyoruz.

Havuç, patates, bezelye ve mısırı haşlıyoruz. Havuç ve patatesi küçük küçük küp şeklinde doğruyoruz. (Eğer bu şekilde uğraşmak istemezseniz 1,5 su bardağı hazır garnitür ve 1 çay bardağı haşlanmış mısırda kullanabilirsiniz.) Kornişonlarıda küçük küçük doğruyoruz. Dereotunu ince ince kıyıyoruz.

IMG_0066 Sarımsakları tuz ile dövüyoruz.  Yoğurt ve mayonez ile çırpıyoruz. Dereotunu ekleyip 1-2 dakika daha çırpmaya devam ediyoruz. Makarnamızı karıştırma kasesine alıp, ufak ufak doğranmış havuç, patates ve kornişonlarımızı, bezelye ve mısırımızı ekliyoruz. Üzerine sarımsaklı ve dereotlu yoğurt karışımını ekleyip iyice karıştırıyoruz.

Üzerine nane serperek yada maydanoz ile süsleyerek servis edebilirsiniz.

Afiyet olsun.

 

Tags: , , ,

 
 

About the author

More posts by | Visit the site of Yasemin SÜMENGEN

 

Facebook Yorumları:


16 Comments

  • Eline sağlık canım. kaşık kaşık serin serin mis gibi gider bu havalarda. Kandilin mübarek olsun :)

     
  • İzmir öyle güzel ki önü arkası sağı solu denizzzz… Keşke oralarda olsak ta bir gün Çeşme bir gün Kuşadası, Foça, Çandarlı, Didim yapabilsek.. İstanbul’da deniz bize biz ona bakıyoruz çalıştığımız yerden o kadar.. İzmir öyle değil ki…

    Kucak dolusu selamlar, sevgiler..

     
    • @Dilek, Evet her boğaz’da yürüyüşümde atlayasım geliyor serin sulara :) İzmir’den alışkanlıkla… sonra yutkunup yürümeye devam ediyorum…

       
  • İnsan alıştığından vazgeçemiyor değil mi? Yediğinizden gezdiğinize kadar ne varsa ilk gözünüzü açtığınız yer gibi olamıyor.Ben tatilde memlekete gittiğimde bunu daha iyi anlıyorum.İnsanlar daha bir güzel, yediğim,gezdiğim yerler başka güzel.Konfor yokmuş yollar bozukmuş farkedilmiyor…

    Ne olursa olsun İzmir size,siz İzmire yakışıyorsunuz.İstanbul da sizi sevecek bir gün:)

    Herşey zamanla…

    İstanbul’u dinliyorum gözlerim izmir’i arıyor :))

    Duygularınızın tarifinde yolculuğa devam…

     
  • Merhaba. Benim de çok sevdiğim bir salata, ellerinize sağlık. İzmir’e şimdiye kadar bir kez gittim. Temmuz da kısmet olursa tekrar gideceğim. Çok güzel bir şehir.
    Sevgilerimle…

     
  • İstanbul sana gıcık olabilemez, olsa olsa İzmir’e olan sevgini kıskanıyordur…

     
  • ELLERİNE SAĞLIK,ÇOK GÜZEL GÖRÜNÜYOR

     
  • biz iki hafta önce izmirdeydik Didimde ,ayrilirken Izmirden arkamda mavi denizi yasil dogayi birakip geldim hala icim bir buruk keske izmirde yasasam
    Yaz sicaklarinda bu nefis salata iyi gider hafif ve doyurucu eline saglik canim

     
  • İzmir bambaşka bencede biz artık denize giriyoruz geçen hafta biraz serin olsada hafta sonu 38 dereceleri bulduk. Varsın İstanbul size gıcık olsun siz İzmir lisiniz simite gevrek diyorsunuz ayçiçeğimiz çiğdem…..İzmir sıcağından sevgiler…

     
 

 

Add a comment

required

required

optional