Sağda solda İzmir görüntülerini görünce ah ah dediğimi, özlemimin depreştiğini görünce fark ettim ki; araya biraz zaman, biraz özlem girsin derken İzmir’de geçirilen o bir haftanın üzerinden iki hafta daha geçmiş. Zaman hızlıca akıp gitmiş! Bu arada ben etkinlik yazılarına dalıp gidince, İzmir tariflerinin de zamanı da gelip geçmiş bile…
Baştan söyleyim, aslında bunların bazıları tarif bile değil, tarif olanlar da İzmir tarifi değil belki, ama ben İzmir de yediğim için bana göre İzmir tarifleri bunlar ona göre :)
İzmir’e giderken daha yolda, o bahsettiğim uzaklarda kaybolmuşken, kafamı otobüsün camına dayayıp İzmir’de neler yapacağımı hayal ederken birden fark ediyorum ki, sevdiklerimi görmek dışında yapılacaklar listemin en üst maddelerin de hep yemek içmek var.
Bunu fark edince, öyle deli gibi özleyecek zaman da geçmedi daha! sanki açlıktan çıkmış gibi herşeyi yiyorsun :) her İzmir ziyareti kilo alıp dönüyorsun diye kendime kızıyorum. Ama kulaklarımda annemin burda diyet olmaz, diyetini kendi evinde yap sözlerinin çınlamasına da engel olamıyorum.
Bir yandan tamam yemek ile ilgileniyorsun ama abartma diye kendime telkinde bulunuyorum. Bir yandan da kendime engel olamayıp hayal kuruyorum. Nasılsa otobüsle gidiyorum ya, tam kahvaltı saatinde evdeyim diyorum.. Annem çökelekli biber yapmıştır kesin. Babam sıcak sıcak boyoz almıştır. Belki Yamanlar domatesi bile çıkmıştır…
Kahvaltı masasını gözlerimin önünden silemeden, karanlıkta ne tarlası olduğunu bile bilmediğim tarları görünce, nasıl oluyorsa aklıma birden Kabak Çiçeği dolması geliyor. Şimdi mevsimimi acaba diye düşünüyorum. İnşallah bulunur diye diye dua ederek onu da listeye ekliyorum.
Dolma demişken, annem nasılsa yaprakları daha ben yoldayken sarmıştır hiç şüphem yok ama birde enginar dolması yapsa ne hoş olur demeden edemiyorum.
Bu kadar yol yorgunluğunun üzerine yinede, burnumda Damla Sakızlı Türk Kahvesinin kokusu, yanımda eskilerden bir dost ile kahvaltıdan sonra Karşıyaka’dan vapura binme, Kızlar Ağasında kahve içme hayalleri kuruyorum. Ya da belki kordon da bir çay hiç yoksa..
Kumrucu Şevki’de kumru yemeden de olmaz ki diyorum. Bir de Yalı Büfe’de karışık sandviç yemek lazım sonra. İstanbulun kuş üzümlü tatlı midyelerinden sonra İzmir midyesine de yer ayırmak lazım aslında. Peki çocukluğumun lezzeti, lahmacuncu eniştenin arabası hala duruyor mudur acaba? Geçen sefer bulamamıştım, bu sefer de bir denemeli kesin ama. Eee Recis’e ne zaman gidicem? Peki Küçükpark’a uğrama şansım olur mu?
Bir tek tatlı konusunda hiç korkum yok. Sokakların birinde bir lokma dağıtana rastlarım nasılsa! Hatta bir değil bir çok yerde rastlasam diyorum. Her seferinde olduğu gibi sabırsızlanarak sırada beklesem. Sonra neden başka hiçbir şehirde sokaklarda hayır olarak lokma dökenler ve sıraya bekleyenler yok diye bir kere daha düşünerek ve şaşırarak, sıcak sıcak afiyetle yesem…
Annemin el açması böreklerine yine de zaman ve yer kalır mı acaba? :)
Aslında Kabak Çiçeği Dolması’nın tarifini yayınlamak için yazmaya başlamıştım bu satırları ama konu İzmir olunca gaza gelip, kendimi tutamayıp yazıyı çok uzatınca tarifi sonraki posta bırakıyorum mecburen :)

13 Comments
İzmir’imizi ,İzmir’e özgü lezzetleri ne güzel anlatmışsınız ,tekrar bekleriz İzmir’e sevgiler :)
Canım sen post u yayınlayalı çok oldu ama ben şuan İzmirdeyim.Annemin yazlığı Mordoğan dan yazıyorum.
Ah o boyozlar diyeti,yağlısı
ki tercihim yağlı olandır. Her sokak başında dökülen mis gibi lokmaları saymıyorum bile.O ne lezzettir öyle değil mi?
Kumruyu da unutmuyorum bu arada.
Çekirdeğe çiğdem ,simite gevrek diyenlerde biziz.
En güzel gün batımıda sevgili İzmir’imde.
Kocaman sevgiler.
@Gonca Yanut, Yarın sabah çayının yanında bir boyoz da benim için ye, denize karşı canım :) Her kelimenle yine biraz daha özleidm İzmirimi :) İyi tatiller..
Ne güzel anlatmışsınız İzmir’i ve lezzetlerini :) İzmir’den sevgiler…
@Egeden Tarifler, İzmir o kadar güzel ki, ne yazsanız güzel oluyor :)
benden de İzmir’e sevgiler :)
Bu kadar anlattıklara bakınca, İzmir’e sadece yemek yemeye, özlenilen tadları yad etmeye gitmişsin sanki :)
Oysa, Konak’ta, Pasaport’ta oturmak, güneş altında bir soğuk bira yudumlarken suyundan mı, havasından mı bilinmez, içten doğal güzellikleri ile kızlara, erkeklere bakmak, Karşıyaka’da çarşıyı, Bostanlı’da Yasemin Cafe’yi görmek, Bornova’da Küçük Park’ta Ege’lilerin kalabalığına karışmak, Kemeraltı’nda alışverişin ve her telden çalan satıcıların arasında dolaşmak…
Hatta, arabaya atlayıp Çeşme’ye, Kuşadası’na, Foça’ya gitmek, Foça’da deniz kenarında akşam üzeri bir kadeh rakı içmek… Yada sabah İnciraltı’nda, Sahilevleri’nde köy kahvaltısı ve ardından Türk Kahvesi’yle zamanın nasıl geçtiğine aldırmamak…
Bütün bunlar şimdilerde özlediklerim benim…
@Emre Sümengen, yalnı zolunca o özlediklerinin keyfi olmuyor :)
onlar da bir daha ki birlikte gidişe..
Hayatın ta kendisi
süregelen bir yolculuktur
bazen sizi İzmir’de karşılar
özlediğiniz kabak çiçeği ile
tadamazsınız amma hissedersiniz
uğramak istersiniz
misafir gibi kokuların geldiği eve
yapamazsınız
çünkü talibi çoktur
uzaktan bakar
iç geçirirsiniz sadece
olmasını dilersiniz
bir gece vakti
o yıldız kayarken
belki dersiniz içinizden
yolum düşer elbet o sokaklara
belki sıcağında karşılar kokular beni
kıvrılır yatarsınız uykularınıza
olur ya ziyafet orada karşılayacaktır
sizi:))
Canım çekti diyemedim sadece iç geçirdim olur ya dedim bir gün İzmir’e yolum düşerse:)
Kelimelerinizin iç yakan lezzet tariflerinde kaybolmaya devam…
@Uğur Demiröz, umarım bir gün yolunuz İzmir’den geçer Uğur Bey. Siizn hikayelerinize yenilerini katacağına ve kelimelerinize ilham vereceğine eminim İzmir’in…
İzmir güzel memleket insan nasıl özlemez.Bende çökelekli biberi çok severim kahvaltıda bir numaram çökelekli biber,iki domatesli biber.Hele bir de anne eli değmişse daha ne istenirki.
Lokmaları görüncede insanın canı istiyor canım.
@emel, Evet anne eli değmişse herşey güzel bencede :)
ah ah sabahın 7.30 ve ben senin yazını okurken ağzım sulandı diyet yapmak isteyip te zaten yapamayanlardanım hani bu tatlar bilmediklerim olsa gam yemicem izmire gittiğimde kumrusuz dönmediğim heleki karşıyakada lokmasız çıkmadığım varmış gibi .Ama anne eli değmişse bir başka bütün bunlar. ALLAHTAN bende egeliyim izmire çok yakınım MANİSALIYIM o nefis kabak çiçeği dolması ve güzelim enginar nasıl yenmezki ve tabii kızlar ağasında çay keyfi 15 gün önce ordaydım çay keyfinden sonra ver elini kemeraltı .İyili egeliyim iyiki izmire yakın oturuyorum vede iyiki sitenizle tanıştım seygiyle vede huzurla kal tatlım DİLEK.
@dilek, İnsanın kanına ege ruhu işlemişse, burnuna denzin kokusu dolmuşsa vazgeçilmiyor değil mi?
İyi ki güzel yorumlarınız var :)
sevgiler..