İnsanoğlu ne garip bir yaratık. Bazen ufacık şeylerle mutlu olabilen ama bazen de kocaman şeylerin bile mutlu olmasına yetmediği enteresan bir varlık.

Dedim ya bugünlerde bol bol düşünüyorum diye.. Fon da Queen çalıyor

Inside my heart is breaking
My make-up may be flaking
But my smile still stays on.
Whatever happens, I’ll leave it all to chance
Another heartache, another failed romance
On and on, does anybody know what we are living for?…
ve ben düşünüyorum

Düşünüyorum bu hayatta nereye koşturuyoruz diye? Geçmişe üzülürken, gelecek için çalışırken, bugün neler kaçırıyoruz diye? Neden ancak kaybedince anlıyoruz bazı şeylerin değerini?

Bütün gün çalışıp duruyoruz. Daha iyi bir ev, daha iyi bir araba, daha iyi kıyafetler, daha iyi bir bilgisayar, daha büyük bir televizyon, daha iyi! daha rahat! bir yaşam için.. Daha çok kazanınca daha çok harcıyoruz. Sonra daha çok kazanmak için daha çok çalışıyoruz. Böyle bir kısır döngüde dolanıp duruyoruz.

Daha çok çalışıyoruz. Daha çok susuyoruz. Daha iyi olan o hayatı yaşayacak enerjiyi bulamıyoruz.  Git gide o, daha iyi hayattan keyif almayı unutuyoruz. Sonra dönüp geriye bakınca anlıyoruz ki zaman geçmiş, günler koskocaman bir boşlukla bitmiş. Geçen zaman yalnızlığımızı, yabancılığımızı arttırmış. Araya mesafeler girmiş. Rahat ama yalnız bir yaşam bizi ele geçirmiş.

İşte o zaman, mutlu olmak için bunların yeterli olmadığı bir tokat gibi çarpıyor insanın yüzüne.

LeonidAfremov

İnsan birbirinin gözlerinin içine bakmayı özlüyor, baktığında görmeyi, görülmeyi… Aklı bilgisayarda, gözleri televizyonda, kulağı telefonda olmadan birbirini dinlemeyi, duyulmayı, duymayı, anlamayı, anlaşılmayı özlüyor. Korna seslerinden uzakta el ele yürümeyi, sadece onun eli senin elinde olduğu için heyecanlanmayı, etraftaki meraklı gözlere aldırış etmeden öpüşmeyi, sıcak bir kahveyi kücücük bir masada dizleri birbirine değerken paylaşmayı özlüyor. İnsan birbirini gerçekten görmeyi, hissetmeyi ve asıl bunların verdiği mutluluğu özlüyor… arıyor…

***  Paints by Leonid Afremov

 

Tags: , , ,