Ne oluyor anlamıyorum. Burnuma en sevdiğim yemeğin, fırından yeni çıkmış ekmeğin kokusunun gelmesi gibi birden her yer İzmir kokuyor, içime bir İzmir özlemi doluyor. Sonra, her zamanki gibi ani bir kararla bilet bakarken buluyorum kendimi ve yine İzmir’e kalan günleri saymaya başlıyorum.

Nedir bu İzmir’in özelliği? İnsanın kanına bu derece işlemesi…

izmir

İzmirli olmayanlar, İzmir’de yaşamamış olanlar bilemez, anlayamaz sanırım bu tutkuyu. Ama yolunuz kesiştiyse İzmir’le hayatınızın bir köşesinde, bir daha unutmanız mümkün değil bence kesinlikle…

Bilmiyorum! Benim tüm anılarım, çocukluğum, gençliğim, üniversite yıllarım, sevdiklerim hep orda olduğu için mi bu tutkum? Yoksa herkes için mi, bir başka acaba İzmir? Bu kadar çok şeyimi orada bırakmasam yinede sever miydim? Özler miydim acaba bu kadar İzmir’i?

Ne zaman bir İzmir fotoğrafı görsem, ne zaman İzmir’le ilgili bir yazı okusam içimde acayip bir gurur, sevinçle karışık bir hüzün, bir özlem bulur muydum acaba yinede?

İzmir üzerine yazılmış o kadar güzel şeyler var ki, ben ne desem eksik kalacak şimdi. O yüzden çok bir şey söylemiyorum İzmir hakkında. Sadece İzmir üzerine yazılmış en sevdiğim sözlerden, Yılmaz Özdil’in

“Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben”

cümlesini tekrarlayım. Ve İzmir’e gideyim :) birkaç günlüğüne de olsa…

Kordon’da aheste aheste dolaşırken güneşi batırayım.. Güneş depolayım biraz ruhuma.. Tanıdık yüzlerin gülümsüyen yüzlerini hoş sohbetlere ekleyip, özlemlerimi dindireyim.. Bildiğim sokaklardan anılarıma gülümseyerek geçeyim.. Döndüğüm köşebaşlarında tanıdık simalarla karşılaşabilmenin heyecanını yaşayım.. Bir boyoz, bir çay ısmarlayıp Karşıyaka’dan Konağa vapurla geçeyim.. Kızlar Ağasında damla sakızlı kahve içeyim.. Hiç anlamasamda, inanmasamda her zaman yaptığım gibi bir fal kapatayım sonra, bir sonraki gelişim ne zaman olur acaba?

 

Tags: , , ,