Sürekli ertelemelerim ve yazmamak için kendime bahaneler uydurmalarımın sonucunda aradan uzunca bir vakit geçti ama; Turun olumsuzluklarını anlattıktan sonra, asıl şimdi uzun uzun İtalya’nın güzelliklerinden bahsetmek gerek. Çünkü tüm olumsuzluklara rağmen bence inanılmaz etkileyici bir ülkeydi. Bu kadar turist yoğunluğuna rağmen şehirlerin temizliği, tarihin korunması ve bütünlüğün bozulmamış olması bile benim için yeterliydi.

Bizim ilk durağımız Venedikti. Gece saat 1-2 civarı Venedik havalimanına inip, şehrin dışında Treviso denen bölgedeki otelimize yerleştik. Sabah kahvaltımızın ardından önce otobüs ile yarım saat ve ardından venedikte bolca bulunan “Vaporetto” denilen tekneler ile 15-20 dakikalık seyahatin ardından Venedik’e vardık.

Picture 072 Picture 090_1
Picture 107 Picture 110
Picture 111 Picture 118

Gerçekten o kadar değişik bir büyüsü vardı ki, şehir daha henüz siz Adiyatik denizinin suları üstündeyken, karşıdan görünen siluetiyle bile sizi büyülemeye başlıyor. Karaya ayak bastığınızda ise etrafınızdaki kalabalık ve her dilden insan sesleri hem çok eğlenceli hemde yorucu gelebilir. Kendinizi kalabalığın akışına bırakırsanız sahilden ilerleyen yol, sizi San Marco meydanına götürüyor.

Picture 122 Picture 139 Picture 187

San Marco Meydanına vardığınızda Altın Kliseyi, Dükler Sarayını yada görkemli yapısıyla Saat Kulesini görebilirsiniz.  Venedik ile ilgili her türlü kaynakta bunların ayrıntılı bilgilerine ulaşabileceğiniz için uzun uzun bahsetmek istemiyorum bunlardan. Ama bu yapılar ile ilgili hiçbirşey bilmeseniz dahi, bu yapıların görkemleri ve görüntülerinin sizi etkilemeye yeteceğinden emin olabilirsiniz.  Buraya vardığında insan kendini birden yüzyıllar arasında yolculuk yapmış gibi hissediyor aslında. Şehrin tümündeki tarihsel dokununun bozulmadan korunmuş olması ve günümüzde hala aynı bakıma, güzelliğe sahip olması insanı şaşırtıyor.

Meydan bugün, ünlü Murano cam işleri, hediyelik eşyalar, pahalı mücevherler ve zarif danteller satan mağazalarla ve 18. yüzyıldan günümüze kadar kalan kafelerle dolu. Ama dolaşırken karnınız acıkırsa bu meydandaki kafelerde oturmanızı tavsiye etmem. Biz meydanın görkemine kapılıp etrafı keyifle izlemek için bunlardan birine oturunca aşağıdaki tepsi için (3 kahve, 1 çay) 60 Euro ödedik çünkü :)

Picture 227

İtalyanın geneli ve özellikle Venedik oldukça pahalı olmasına rağmen bu İtalya için bile yüksek bir ücretti. Sonradan öğrendik ki, biz burdaki kafelerden en önemli iki tanesinden birinde oturmuşuz. Bu kafelerin özelliği Avusturya İmparatorluğu döneminde düşman kuzey koldaki “Quadri’yi” tercih ederken İtalyan milliyetçilerin karşı taraftaki “Florian’da” toplanmasıymış. Biz bu ayrıntıyı bilmeden Florian’da oturmuşuz ve fiyatının bu kadar yüksek olmasının bir diğer sebebi ise ünlü dört enstrümanlı orkestra için kişi başı 6 euro ücret almalarıymış. Biz tüm bunları siparişimizi verdikten sonra öğrendiğimiz ve ilk günümüz olduğu için hafif bir şok yaşamış olsakta, meydan yine de çok keyifliydi. Her milletten insanı seyretmek ve tarihin için de kaybolmak gerçekten hoştu. Yüksek fiyata rağmen bir akşam üstü Napoliten aşk şarkıları eşliğinde bir kadeh birşey içmenizi öneririm San Marco Meydanında.

Picture 224 Picture 234_1

Yine yüksek fiyatına rağmen kesinlikle yapmanızı tavsiye edebileceğim bir diğer şey ise Gondol sefası. Gondola binmek gerçekten turistik ve pahalı ama yine de kendinizi bu zevkten mahrum etmeyin derim. Biz tur boyunca tek ekstra tur olarak kişi başı 25 Euro ödeyerek bu Gondol turuna katıldık. 6 kişilik gruplar halinde 30-40 dakika tarihin derinliklerinde kaybolduk denebilir aslında. Ama siz kendiniz pazarlık ederek belki daha ucuza bile bir tur ayarlayabilirsiniz. Mesleklerini babadan öğrendiğini duyduğumuz goldolcular, denizci gömlekleri veya çizgili tişörtleri ile neşeli ve hazır cevaplar. Fakat ne yazık ki tüm ısrarlarımıza rağmen biz, filmlerdeki gibi şarkı söyletemedik gondolcumuza.

Picture 159_1 Picture 166
Picture 168_1 Picture 173
Picture 186_1 Picture 180

Daha sonra, Venedik’te herkesin bildiği tüm turistik kitaplarda yazan yerler bir kenara, eğer vaktiniz varsa orayı görmeliyim burayı görmeliyim demeden, fotoğraf makininız ile daracık sokaklarında kaybolmanızı öneririm aslında. Her köşenin başka bir güzelliğe açıldığı, amatör bile olsanız kartpostal gibi görüntüler yakalayabileceğiniz sokaklarına karışmak çok daha heyecan verici bence.

Picture 219 Picture 145 Picture 195

Sokaklarda kaybolurken, nerdeyse her köşede rastlayacağınız ve Venedik’in sembolü maskeler arasında da kendinizi kaybedebilirsiniz. Hatıra olarak kendinize almayı düşünüyorsanız bu dükkanlardan alabilirsiniz. Gerçekten inanılmaz güzelllikte el yapımı seçenekler var fakat fiyatlar maskelerin büyüklüğü ve süsleri ile doğru orantılı şekilde yüksek.Eğer hediye olarak almayı düşünüyorsanız Rialto Köprüsü civarındaki pazarda daha uygun fiyata fakat dükkanlardaki kadar gösterişli olmayanlarından alabilirsiniz. Mağazalarda maske fiyatları 20-30 eurodan başlarken, burada ise 2-3 euro’ya magnet ve anahtarlıklar bulmak mümkün.

Picture 141 Picture 216 Picture 218

Bu kadar gezmenin sonucunda yorulduğunuz da, kesinlikle tatmanızı tavsiye edeceğim lezzetler var şimdi sırada.  Biz kısacık zamanımıza denemek istediğimiz herşeyi sığdırmaya çalışırken, konuyu biraz abarttık. Kaç öğün yemek yediğimizden ve tatlıların tadına bakabilmek için kaç fincan Cappuccino içtiğimizden emin değilim. Ama yine de şunu hatırlatmakta fayda var ki, ara sokaklardaki küçük restorantlar yemek için çok daha hesaplı ve lezzetli. Çünkü Venedik İtalya’nın en pahalı şehirlerinden biri.

Picture 149 Picture 150

*** Spagetti Di Mare (Deniz Ürünlü Spagetti) ve Karides Kokteyl

Picture 151 Picture 200

*** Deniz Ürünlü Risotto ve Lazanya

Picture 204 Picture 197

*** Adını hatırlayamadığım bir tatlı ve İtalyan’ların ünlü içkisi LimonCello

Eğer deniz ürünleri seviyorsanız Venedik tam size göre denebilir. Pizza denemelerinizi Roma’ya bırakıp Venedik’te deniz ürününe doyabilirsiniz. Türkiye’de rastlayamıyacağınız şekilde hazırlanmış “Deniz ürünlü Spagetti (Spaghetti Di Mare)” tatil boyunca bizim favorimizdi. Ayrıca ben çok sevmemiş olsamda, yemekten sonra İtalya’nın ünlü içkisi LimonCello’yu da denemeden dönmeyin siz yinede.

Sonuç olarak Venedik herkes tarafından söylendiği gibi, gerçekten görülmesi gereken, uyanmak istemiyeceğiniz bir rüyalar şehri bence de. Efsanevi güzelliği tatsız gerçeklerini örtecek kadar güçlü.

Eğer bu eşsiz şehre yorulunuz düşerse; görülmesi gerek birçok klise, müze ve anıt olmasına rağmen, sokakların keyfini sürmeyi ve gizli köşeler keşfetmeyi unutmayın derim ben yine de.

Picture 205_1 Picture 245_1
 

Tags: , , , , ,