Nasıl başlayıp nasıl bittiğini anlamadığım bir hafta daha geçti. 30 yaş hayal kırıklıkları ile başladı ve bu hafta ne yazık ki böyle devam etti…

Bir kez daha anladım ki, büyümek güzel bir şey değil. Hayatın kavgası, işlerin yoğunluğu, yaşamın koşuşturmacası arasında unutulan, kaybolan, teknolojinin yardımıyla hatırlanıp; bir görev edasıyla iki satır mesaja, bir kuru cümleye sığan doğum günleri ise her yıl daha da kötü!

Doğum günleri; küçücükken, babamızın prensesiyken, henüz yeni kıyafetlere sevinirken, tek hayalimiz yeni bir bebek iken, ya da en büyük problemimizin pastanın neyli olacağı yada ne giyeceğimizi seçmek olduğu günlerde güzeldi sanırım.

Bu yüzden doğum günümü çıkarıyorum artık hayatımdan…

Eh artık 30’a geldiğime göre, zaten çok yerinde bir karar :)

IMG_5981

Neyse biz yine gelelim tarifimize. Aslında tarife bile gerek olmayan bu yemek, çocukluğumdan beri favorilerim arasında olduğu için ve yapımı çok pratik olduğu için yine de sizinle paylaşmak istedim. Adını bilmediğim için uydurduğum, yapmasını annemden öğrendiğim ve en yorgun günlerimde pratikliği ve lezzeti ile hayatımı kurtaran, kabak severler için inanılmaz bir yemektir kendisi! :) Tavsiye ederim.

Malzemeler

  • 1 adet soğan
  • 3-4 adet kabak
  • 4-5 adet domates
  • 1 yemek kaşığı kuru nane
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • Tuz

Küçük küçük doğradığımız soğanımızı zeytinyağında hafif pembeleşene kadar kavuruyoruz. Soğanlarımız pembeleşince, tavla zarından biraz büyük küpler halinde doğradığımız kabaklarımızı ve domateslerimizi ekliyoruz. Tuzunu ekleyip karıştırıyoruz ve kısık ateşte pişiriyoruz.

(Eğer domatesleriniz yeterince sulu değilse ve yemeğiniz kabaklar pişmeden suyunu çekerse 1 çay bardağı kadar sıcak su ekleyebilirsiniz.)

Yemeğimiz piştikten sonra 1 yemek kaşığı kuru nanemizi ekliyoruz ve karıştırıyoruz.

Afiyet olsun.

 

Tags: , ,