Nis
29
2009

İzmir mahmurluğumu ve yol yorgunluğumu henüz üzerimden atamadım. Ne zaman İzmir’e gidip dönsem çarpılıyorum. Gidince iyi de, döndükten sonra kendime gelemiyorum. İstanbul’dan fırtınayla gittim bu sefer İzmir’e. Ayağımda bot, üzerimde kabanla. Ama İzmir’e neredeyse yaz gelmiş. Her yer cıvıl cıvıl. Yazlıklar çoktan çıkmış. Hatta İzmir’e göre bu sefer oldukça uzun süren kıştan sıkılanlar, güneşe kanıp balkon keyfine başlamış bile. Tatili fırsat bilen İzmir’lim atmış yine kendini sokaklara, çimenlere, deniz kenarına, mangala….
4 gün yazdan sonra tekrar kışa dönüşüm ve uzun saatler süren yolculuğum ile iyice feleğim şaştı. Sanırım bütün İstanbul’da bu tatili fırsat bilip atmış kendini şehir dışına. 8 saat sürmesi gereken yolculuk, kalabalıktan 2-3 saat feribot beklemeyle çıktı 11 saate. Ve gecenin bir vakti varabildim eve. Kendimi yatağa nasıl attığımı bilmiyorum. Ertesi gün için kapattığım alarmlarımı kurarken alarmın çalmasına 4 saat 15 dakika demesiyle isyan bayrağını çektim. 4 saat sonra kalkıp gittim mecburen işe ama nasıl bilmiyorum.
İşlerin yoğunluğu, İzmirin yorgunluğu derken sesim sedam kesildi bir süredir. Eh tabi, sesimin kesilmesinde Diyetin ve Diyet yapmayı başarabilmek için yeni bir şeyler denememeye çalışmamında payı yok değil. Gerçi Diyet demeyelim adına, diyet olunca insanın psikolojisi bozuluyor. Sağlıklı beslenmeye başladım diyelim, tümden blog arkadaşlarımla birlikte bende…
Continue Reading »
VN:F [1.1.6_502]
Rating: 6.6/10 (14 votes cast)
Nis
23
2009
Hayat ne kadar ilginç değil mi? ve zaman ne kadar da hızlı akıp gidiyor? Dün akşam otobüs İstanbul’dan İzmir’e hareket ederken uykuya dalmadan hemen önce bunları düşünüyordum…
Bir yıl önce aynı gece yine otobüsteydim ama tam aksi istikamette
23 Nisan tatilini değerlendirip İzmir’den İstanbul’a ev bakmaya gidiyordum. Ne çabuk geldi geçti bir yıl. Nasıl yaparız, nasıl ederiz derken bir yıl geçmiş bile. Ev, iş derken bir şekil bir düzen kurmuşuz artık, hatta alışmışız bile İstanbul’a…
Bir yıl sonra bu sefer, yine tatili değerlendirip özlem gidermek için bu sefer İzmir’deyim…

Kurabiyeler ise 1-2 hafta önce arkdaşımın Starbucks’ta tanesine 3,5 YTL vermeye isyan etmesi üzerine internetteki yoğun araştırmalar sonucunda alternatif olarak denendi. Ve kaliteli kakao ve çikolatayla yapıldığında kesilikle Starbucks kurabiyelerinin aynısı olduğuna karar verildi.
Biz Starbucks’tan geri kalmamak için biraz dev cookie’ler hazırladık. Acilen yeme telaşıyla çok ta iç açıcı resimler çekemedik belki ama. Cookielerin şekilsizliğine ve resimlere sakın aldanmayın. Bu kurabiyeleri kaliteli bir çikolata ve kakao ile kesinlikle deneyin bence. İnanılmaz lezzetliler. Ve yemeden önce 15-20 saniye (kesinlikle daha fazla değil) kadar mikrodalgada ısıtmayı unutmayın…
Continue Reading »
VN:F [1.1.6_502]
Rating: 8.0/10 (9 votes cast)
Nis
21
2009

Yaz geliyor. Herkesi kışın alınan kiloları verme telaşı sardı sanırım. (Tabii ki benide.) Yazın habercisi olan, artık kilo vermenin aciliyetini iyiden iyiye hissettiren bu bahar günlerinde, böyle lezzetli şeylerin evde bulunması çok tehlikeli aslında ama…
Aynı zamanda bu mevsim, en sevdiğim yaz meyvelerinin de çıkmaya başladığı zamanlar. Buraya kadar herşey iyi güzel ama, tatlı ihtiyacımızı gidersin diye alıp geldiğim zararsız meyveler nasıl oluyorda böyle tehlikeli şeylere dönüşüyor anlamıyorum. Nasıl oluyorda kendimi o meyvelerle yapabileceğim yeni lezzetler ararken, internet başında yada kitapları karıştırırken buluyorum peki ben.
Beni hep bu bloga yazma sorumluluğu baştan çıkarıyor anladım ben. Daha yeni başvurduğum Diyet sınıfından başlamadan atılıcam sanırım bu gidişle
Continue Reading »
VN:F [1.1.6_502]
Rating: 6.9/10 (17 votes cast)
Nis
19
2009
Dedikleri kadar var. Taktım mı takıyorum gerçekten bende…
İzmir diye sayıklayıp durduktan sonra, sonunda amacıma ulaştım. Perşembe gününün tatil olmasını fırsat bilip, üzerine bir gün de ben izin alınca; bu hafta 4 günlük İzmir tatili beni bekliyor. 23 Nisan Çocuk Bayramını bende çocuklar gibi şen olarak gerçireceğim böylece.
Artık nasıl heyecanlıysam, izini kaptığımdan beri bilinç altım bile hiç boş durmuyor. İzmir hayallerim ve İzmir’de yapacaklarım rüyalarımda bile devam ediyor. Hemde ne rüyalar ama. Uyandığımdan beri gülüyorum kendime. Hatta anlatayım da sizde gülün halime
Son zamanlarda yine haberlerde çıkan söylentilerden etkilenmem ve eşimin Ankara ziyareti nedeniyle yalnız kalmış olmamın gerginliğiyle sanırım, deprem oluyor rüyamda. Ama bayağ salllanıyor ortalık. Biz dışardayız arkadaşlarımızla. Depremle birlikte herkes sokaklara dökülüyor. İstanbuldayız ama İzmirdeki tüm arkadaşlarımız, sevdiklerimiz de İstanbulda oturuyor nedense. Herkes sokaklarda… Peki ben neyin derdindeyim sizce? Madem evlere giremiyoruz. Hep birlikteyiz. Hazır havada güzel mangal yapalım bari diyorum :))))
Ve kendimi bu dahiyane fikrimden dolayı alkışlıyorum.
Continue Reading »
VN:F [1.1.6_502]
Rating: 8.1/10 (8 votes cast)
Nis
18
2009
Bugün ne benden bir tarif, ne de benden bir yazı var.
Bu sefer, okuyucularımdan birinin benimle paylaştığı bir yazı var. Okuyup beğendiğim ve sizinle de paylaşmak istediğim bir hikaye…
Güzel bir haftasonu geçirmeniz dileğiyle…
Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. “sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir” diye düşündü. zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti. Alaycı bir ses tonuyla:
- ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.
- hayır çikolata parası lazım!
Bülent’in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü.
- niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?
- hayır. ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız.Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.
Continue Reading »
VN:F [1.1.6_502]
Rating: 7.9/10 (11 votes cast)