IMG_1436-1 Çok önce değil belki ama bana göre uzun zaman önceki gelişlerimi hatırlıyorum, arada İstanbul’a… lise yıllarımda, üniversitenin başında… Ne kadar büyük gelirdi o zaman burası bana, sanki farklı bir dünya. Her köşesi keşfedilecek, eğlenilecek, macera dolu bir dünya…

Sonra… İstanbul’u görmeden geçen 7-8 yılın ardından, buraya taşınmak, bu büyük dünyada yaşamak fikri korkutmuştu beni. Daha gelmeden, görmeden, yaşamadan, bizi yutacak gibi gelmişti bu şehir beni. İlk günler hep bir kıyasla geçti, bir yanda İzmir… bir yanda İstanbul. İzmir’de alıştıklarımız ve İstanbul’da bulduklarımız!

İlk günlerin şokunu atlatıp sokağa çıkınca, fark ettim ki; artık eskisi gibi o kadarda büyük gelmiyor bu şehir bana. Gençliğin heyecanı, küçük olmanın korkusu bitince; o kadarda farklı bir dünya değil burası da. Belki o hala aynı İstanbul aslında ama en azından 18 yaşımda gördüğüm gibi değil artık bana… Yürüdüğüm sokaklar, etraftaki binalar değişti belki hayatımda ama hayatım değişmedi sonuçta. Bunu kabul edince de hemen barıştık İstanbul’la.

Hatta kendisini artık küçük bile buluyorum. Neden mi?

IMG_0474 Geldiğim ilk haftalardı belki de, gece geç bir saatte Taksim’de bir arkadaşımızın doğum günü için pastanedeyiz. Sonra tanıdık bir sima daha beliriveriyor bir anda. İkimizdeki şaşkınlıkta yüzümüzden okunuyor. İzmir’den, liseden bir arkadaşımın kız kardeşi karşılaştığım. İzmir’deki evlerimiz çok yakın olmasına rağmen uzun zamandır hiç karşılaşmadığım bir arkadaşım. İstanbul’da gecenin bir saatinde, pastanede karşılaşmak varmış diyerek gülüyoruz. Ama 15-20 gün sonra, ikimizde İstanbul’un ayrı uçlarında oturmamıza rağmen otobüste karşılaşınca, yok artık daha neler demekten kendimizi alamıyoruz tabii ki :)

Sonra geçen hafta, daha güneşin tam doğmadığı bir saatte servise binmek için yollardayım, karşıdan tanıdık biri geliyor. Daha zaten tam uyanamamışım ama o karşıdaki de bana bakıp gülümsüyor. Evet tanıyorum, üniversiteden bir arkadaşım. Yine şaşkın gözlerle bakışıyoruz. O beni İzmir’de ben onu Düzce’de sanıyorum. -Ne yapıyorsun diyor? -Servis bekliyorum ya sen? -Eeee bende.. nasıl yani? Nerde çalışıyorsun? Nerde oturuyorsun? gibi hızlı soru cümleleriyle nerdeyse aynı sokakta oturduğumuzu öğrenince, inanılmaz bir şaşkınlıkla ayrılıyoruz ….

Ne zamandır artık başlamalıyım diye söylenip durduğum, kendimi motive etmeye çalıştığım spora dün akşam, bu neredeyse piyangodan çıkan :) arkadaşımla başlayınca (evet evet nihayetttt sonunda!!!); geldiğim ilk günden beri o kadar büyük olmadığını göstermek için elinden geleni yapan İstanBuL’la ilgili düşündüklerimi ve yaşadıklarımı yazmak için bir fırsat çıktı işte bana da :)

Hatta hazır böyle tesadüflerden ve şaşırmaktan başlamışken, bu seferde ben bir mim başlatayım. Sobelediğim arkadaşlarımda yazsın bakalım, son günlerde başlarından geçen ilginç tesadüfleri ya da kendilerini şaşırtan olayları… Ne dersiniz?

Başta Hansa’cım (olsadayesek) ve Esin’cim (huysuzbalık) olmak üzere tüm arkadaşlarımın  yazılarını heyecanla bekliyorum :)